müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Moral of the Story

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 14:17

0

 


Think otherwise, maybe I am the one who was wrong.

Koyma Beni

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 17:23

0



Bu yaşıma geldim içimde bir çocuk hâlâ,
sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
ve o eksiği tamamlayayım derken,
var olan aşınıyor zamanla..

Anamın bıraktığı yerden
sarıl bana.

Anıların kar topluyor inceden,
bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken.

Sevgiden caydığım yerde
darıl bana.

(M. ALTIOK)

The Box

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 00:01

1

Sığılmaz abicim, sığılmaz. Koca dünya 65 kiloluk bedenine sığar da sen dünyada sığacak yer bulamazsın.

Afternoon Acoustic

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 20:05

0


'cause every now and then i fall a bit behind
Every time I stare into your eyes

The Last Goodbye

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 22:41

0


The Hobbit hiçbir zaman favori öykülerimden biri olmadı. Fakat bildiğim en eşsiz öyküye "prolog" vazifesi görüyor oluşundan mütevellit nazarımda yeri her daim ayrıdır. Her ne kadar Peter Jackson'ın The Lord of the Rings yorumunu oldukça beğenen ve kitapların sinemaya aktarılabilecek en iyi şekilde aktarılmış olduğuna inanan kesimin bir ferdi olsam da yönetmenin The Hobbit işi için aynı hisleri beslediğimi söyleyemeyeceğim. The Hobbit'in Tolkien tarafından - her şeyden önce - çocukları için yazılmış bir masal olduğunun altını çizmek gerek. Hâliyle üç-yüz-küsur sayfalık bir masaldan 10 saatlik bir film çıkınca paranın kokusunu da her yerden almaya başlıyorsunuz. Öyle ki mali kaygılar yüzünden son filmin adının bile değiştirildiğini unutmamak gerek.

Neyse, konumuz da bu değildi zaten.. Önümüzdeki ay Orta Dünya'ya olan yolculuğumuz son buluyor. Peter Jackson bu 6 filmlik saga'ya son noktayı koyacak şarkı içinse The Last Goodbye'ı seçmiş. Kralın Dönüşü'ndeki solo performansıyla bir nevi kendini kanıtlayıp sonrasında kurduğu müzik grubu ile İskoçya'da kendine farklı bir kariyer kuran Billy Boyd ise şarkının hem besteci hem de güftecisi. Öylesine güzel olmuş ki... Her şeyin sonunda, 18 Aralık akşamı izleyeceğimiz o son sahnede, gözlerimizin dolu dolu olabilmesi için hazırlanmış sanki. Yukarıdaki kolaj ise Peter Jackson tarafından The Hobbit filminin resmi Facebook sayfasında yayınlandı. The Hobbit özelinde Yüzüklerin Efendisi'ne, Orta Dünya'ya ve tüm o eski güzel dostlara veda edecek olmanın hüznüyle...

Frodo: Bir daha onları görebileceğimizi zannetmiyorum.
Samwise: Belli mi olur Bay Frodo? Görürüz belki.

Neyse ki kitaplarımız var...

Neden Bana Aşk Şarkısı Yazan Çıkmaz?

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 23:42

0


Çünkü biz de kimseye yazmadık be hacı, o yüzden olabilir pek tabii...

O değil de, bi' ara omzunda ağlayabilir miyim Mazhar abi?

Dinlenmesi Gerekenler (60) - Bugün Ayın Işığı

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 21:53

0

Diyeceğim çok amma da,
pek kalaba yerdesin..

Strongest of Them All

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 22:44

0


Tüm zamanların en iyisine...

The Boxer

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 21:37

0



Mutlu gibi görünen şarkılar vardır; bir zaman sonra insanın ağzına sıçar ve olaylar gelişir...

Gördüğüme Sevindim...

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 23:05

0



Tarkan'ı değil tabii ki...

How to Fight Loneliness

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 15:55

0


There are some songs which bring your past memories back and ruin your future life...

Vesionari

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 22:25

0



Son iki haftama hükmeden üçlü...

Ki Ne Yandım...

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 23:14

0



Bana yeniden şarkılar söyleten kadın...

Such A Lonely Day...

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 23:30

1



...shouldn't exist!

90'lı Yıllar #18

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 18:40

0

Müzik ruhun gıdasıdır. Nasıl ki arada sırada bedenin ihtiyacı olmasından mütevellit su içmek ve yemek yemek gibi rutinleri yerine getiriyorsak, çeşitli ruh hâllerine sırdaş/yoldaş/kederdaş olması bakımından müziğin de önemini yadsıyamayız. Epeydir aramadığımız arkadaşımızı/eşimizi/dostumuzu bir an gelir arama isteği duyarız ya hani, aynı şeyi 90'lı yılların Türkçe popüler müzik eserleri için de söylemek mümkün. Zaman zaman hatırlarını sormak hem çocukluğumuza/gençliğimize bir saygı duruşudur hem de huzura erdirir sebepsiz. Çalma listenizde mutlaka bir "90'lı yıllar" etiketiniz bulunsun; her zaman işe yarar.

90'lı yılların 18'inci bölümünde rastgele çal'a ayarlanmış çalma listesinin şanslısı Habib oldu. Şimdilerde Habib Project gibi sıradışı bir isimle yeniden bu popüler sirkin içine dahil olmaya çalışıyor ama konumuz Habib'in bugünü değil elbette. İşin bizi ilgilendiren kısmına gidiyoruz. 90'lı yıllara dahil olmayı son anlarda elde edebilmiş bir parçaydı Habibi. Şarkıyı arabesk pop kültürünün ülkemizdeki pilot çalışmalarından biri olarak görmek mümkün. Nezih Ünen'in kolundan tutup "yürü ya kulum" dediği Habib bugün bile dinlendiğinde yüzde tebessüm bırakan şarkısı ve gereksiz klibiyle karşınızda:

Somewhere Over The Rainbow

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 01:20

0



Hayatı Hawaii Adaları tadında yaşamak diye bir şey olmalı. Gökkuşağının üzerinde böyle, yumuşak yumuşak...

Altre Follie (1500-1750)

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 01:15

0



"Seni az seviyorum" dedi Derdâ.
"Ben daha az" dedi Derda.
Bir daha da konuşmadılar.

Follie adındaki sonsuz melodinin eşliğinde
birbirlerine son kez bakıp uyudular.
Ölümüne...
Seksen yaşındaydı.
İkisi de...
Birlikte olmak için kırk yıl,
birlikte ölebilmek için de
bir kırk yıl daha
yaşamışlardı.

Loop ve Ötesi

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 00:40

0


"Her oyuna hevesli bir kahramandım
altı kat altından çıkamam artık
Her oyuna hevesli bir kahramandım
bir şans daha olmalı, yaşamam lazım."

My Confession

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 18:55

0


Efkârım Birikti Sığmaz İçime

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 00:20

0


Hâlden anlayan bir avuç adamdan biriydi Ferdi Özbeğen.

Hepimiz biliyoruz/dinliyoruz o afili yabancı grupları, rock müzik yıldızlarını ama bazen acılarımız, dertlerimiz, anılarımız öylesine depreşiyor ki kesmiyor artık o müzikler ve biz çareyi halimizden en çok anlayacak olanların yüreklerine ruhumuzu teslim etmekte buluyoruz. Bir dönemin piyanist şantörlerini, "baba" müzisyenlerini ve daha pek çoklarını bedenen olmasa da sesleriyle konuk ediyoruz rakı sofralarımıza.

"Gibi yapanlar" çoğaldıkça samimiyetinden zerre şüphe etmediğimiz ve her daim hâlimizden anlayan o güzel insanlar hızla ayrılıyor aramızdan. Sofralarımızdaki yerleri ise daimi, budur aslında önemli olan.

Ruhun şad olsun sahici acılarımızın her daim ortağı...