90'lı yıllar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
90'lı yıllar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

90'lı Yıllar #19

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 23:11

0

Türk popüler müziğinin 90'lı yıllarına baktığımızda şarkı/klip ekseninde akılalmaz bir dengesizlik göze çarpar. O döneme ait şarkıları bugün dahi ayıla bayıla dinlerken aynı şeyleri klipler için söyleyebilmek pek mümkün görünmüyor. Örneğin az sonra izleyeceğiniz klipte görecekleriniz şunlardan ibaret: Mirkelam'dan hâllice koşturan, Doktor Erol "Köse" Bey tarafından ağzı kapatılan ve arada bir negatifi çıkan Ragga Oktay. Şarkının harika oluşu cebimizde dursun, Türkiye'de o güne kadar pek denenmemiş bir tarzla ortaya çıkan Ragga abimizi Çokolat Kız ve Aman O ile çok sevmiştik biz. Sonraları bir GSM operatörünün reklam filmlerinde kendisine yazık etmeseydi daha iyiydi ya, neyse... Olacağı varmışsa demek...

90'lı Yıllar #18

Posted by Anıl | Posted in , | Posted on 18:40

0

Müzik ruhun gıdasıdır. Nasıl ki arada sırada bedenin ihtiyacı olmasından mütevellit su içmek ve yemek yemek gibi rutinleri yerine getiriyorsak, çeşitli ruh hâllerine sırdaş/yoldaş/kederdaş olması bakımından müziğin de önemini yadsıyamayız. Epeydir aramadığımız arkadaşımızı/eşimizi/dostumuzu bir an gelir arama isteği duyarız ya hani, aynı şeyi 90'lı yılların Türkçe popüler müzik eserleri için de söylemek mümkün. Zaman zaman hatırlarını sormak hem çocukluğumuza/gençliğimize bir saygı duruşudur hem de huzura erdirir sebepsiz. Çalma listenizde mutlaka bir "90'lı yıllar" etiketiniz bulunsun; her zaman işe yarar.

90'lı yılların 18'inci bölümünde rastgele çal'a ayarlanmış çalma listesinin şanslısı Habib oldu. Şimdilerde Habib Project gibi sıradışı bir isimle yeniden bu popüler sirkin içine dahil olmaya çalışıyor ama konumuz Habib'in bugünü değil elbette. İşin bizi ilgilendiren kısmına gidiyoruz. 90'lı yıllara dahil olmayı son anlarda elde edebilmiş bir parçaydı Habibi. Şarkıyı arabesk pop kültürünün ülkemizdeki pilot çalışmalarından biri olarak görmek mümkün. Nezih Ünen'in kolundan tutup "yürü ya kulum" dediği Habib bugün bile dinlendiğinde yüzde tebessüm bırakan şarkısı ve gereksiz klibiyle karşınızda:

90'lı Yıllar #17

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 02:00

0

"Dön Bak Ayna'ya" belki harçlıklarımdan ayırıp satın aldığım ilk albüm değildi ama çok rahatlıkla söyleyebiliyorum ki dinlemekten en çok eskittiklerimden biriydi. Ortaokulda olmalıyım o yıllarda... Yaşıtlarımın durumu neydi bilemiyorum tabii ama o vakte kadar aşk kelimesinin lugatımda yeri olmamıştı. Haliyle her türlü entrika ve sevda masalının kendine kurulacak bir köşe bulduğu şarkılara kendimi nasıl kaptırıyordum, hâlâ hatırladıkça şaşar kalırım. Bilimadamlarını geç de olsa bu durumu araştırmaya çağırıyorum.

Bu yazının öznesi olan şarkının klibiyle başladı tabii benim Ayna'ya olan hayranlığım. Kral TV'nin arabeskin dibine vurmadığı, mütemadiyen (bu kelimeyi de öyle bir seviyorum ki) popüler Türk müziğinden seçkiler sunduğu yıllardı. Uzatmayayım, "VJ Bülent'li yıllar" desem 'şıp' diye hatırlarsınız aslında.

Neyse... Açıkçası şarkı da klip de beni can evimden yakalamıştı. Şarkının ve özellikle sözlerin neden bu kadar etkilediğini anlamadığımı başta da belirtmiştim ama özellikle gazetelerin üçüncü sayfasından arak bir senaryoyla karşımıza çıkan klibi sahne sahne ezberleyecek noktaya gelmiş olduğumu da şimdi öğreniyorsunuz. Yıllar geçtiktan sonra anlıyorum ki güfte konusunda hakikaten başarılı olan bir şarkının böylesine alakasız bir kliple pazarlanması büyük hata. "90'lı yıllar geçiş dönemiydi" derler ya, bok yemişler afedersiniz. Klipleri atın bir kenara, o yıllar Türk popüler müziğindeki gerek güfte gerekse beste kalitesini günümüz popüler müziğinde bulmak mümkün değil.

Hani yaşımız kemâle erdi... Şarkılarda ilk aradığımız şey müzik değil artık. Satır satır seçiyoruz şarkılarımızı. Kendimizden, yaşanmışlıklarımızdan bir şeyler bulamazsak sahiplenemiyoruz eskisi gibi. Albümün üzerinden geçen 14 senenin ardından rahatlıkla söyleyebiliyorum ki Sen Unutma Beni bana ilk günkünden daha az haz ve duygu yoğunluğu vermiyor. Belki de duygusal gelişimime ciddi ölçüde katkı sağlayan bir ayna oldu. Ayna'ya selam olsun...
-------
Pek çoğumuz "Ayna'daki kel adam" olarak tanıdık Cemil Özeren'i. Hatta 2 gün önceki vefat haberine kadar büyük bir çoğunluk için hâlâ öyleydi. 2012, çocukluğuma ait çok fazla şeyi ve insanı kaybettiğim bir yıl oldu/oluyor. Büyüyoruz... Büyüdükçe etrafımızdaki güzellikler azalıyor. Bir zamanlar bizi mutlu etmeye yeten ufak tefek detaylar bile hatırladıkça can sıkmaya başlıyor. Ve neyi anlıyorum biliyor musunuz? Anılar hiçbir işe yaramıyor!

90'lı Yıllar #16

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 23:30

0

Platonik bir aşkın esiriyseniz, bu topraklardan çıkıp da hem kulağınıza hem de ruhunuza hitap edebilecek iki şarkı bilirim. Bunlardan ilki Hüseyin Turan'dan dinlediğimiz Söyleyemedim, bir diğeri ise az sonra dinleyeceğiniz Ajlan&Mine ikilisinden Mine'nin seslendirdiği Günahımsın'dır. Hayır, kendimden biliyorum. İnsan yaşanmışlıklarına şarkıları eklemezse, ruhunu nasıl huzura erdirebilir?
2008 miydi? Sanırım öyle. İkinci perdesi de var hatta... O da bir sene sonra oynandı. Mine Çağlıyan'ın her "Neden, neden bu imkansız aşka düştüm bilmiyorum" haykırışı "Sen asla benim olmayacak kadar uzaktasın, sen en büyük günahımsın" ile tamamlanırdı... Bense sorgulardım; "Bir insanın başka bir insanla beraber olması neden günah olsun ki?" Aslolan bu uğurda elinden gelebilecek çok fazla şey varken, hiçbir şeyle yetinmenin günah olmasıydı. Son kararımdı bu...
Günahımsın, kanımca, 1990'lı yıllarda çıkıp da kopan her takvim yaprağı ile birlikte biraz daha kaybolan birkaç başarılı şarkıdan biriydi. Bunca sene boyunca çok az kişinin bilinmesi, şarkının o az sayıdaki kişi tarafından sahiplenilmesine yol açmadıysa, ben de ne olayım. Yukarıda belirttiğim zaman aralığında öylesine sahiplendiğimi hatırlıyorum ki başka birinin şarkıyı hatırlamaması, keşfetmemesi; dolayısıyla popüler hâle getirmemesi için çok şey verebilirdim. Sular durulup, yolunu bulduğundan beri, bu şarkıyı unutturmamayı kendime görev ediniyorum sanırım. Ben yeteri kadar eskittim nihayetinde...
Şarkının öyle bir büyüsü var ki, bunu ancak kötü bir klip bozabilirdi. Doğru düzgün klip bulmayı bırakın, doğru düzgün şarkının dahi çıkmadığı, iyilerin değil kötülerin konuşulduğu 90'lı yıllarda böylesine başarılı bir şarkının kötü klibini sanırım görmezden gelebiliriz. Yine de öyle bir klip ki, "Mine, Arabistan'a tatile giderken, sanırım klibi yolda aradan çıkarmış" diye düşünmeden edemiyorum. Yahu, klipte şarkıyı anlatan bir tane bile tema yok! "Yasak bu sevda bana" diye seslenirken Arap çöllerinde kum kayağı yapmayı, "Sen asla benim olmayacak kadar uzaktasın" diye sızlanırken çölün göbeğine kurulmuş bir çadırda başbaşa kebap yemeyi bana nasıl anlatabilirsiniz ki! 2009'a kadar bekleyip, o dönemki beni kayda alsaydınız inanın yılının klibini çekerdiniz.
Neyse efendim, klipteki tek güzel şey Barış Manço. Şarkının hakkını yedirmem ama!

90'lı Yıllar #15

Posted by Anıl | Posted in | Posted on 22:15

0

Sıklıkla kurulan "Boyu kadar oğlu var" cümlesinin çok sayıdaki gizli öznelerinden biridir Hakan Peker. Hakkında yapılan "Hakan Peker mi, pekmez mi?" gibi çok sayıda eprisdlfalsfklv...
Kabul ediyorum, kötü bir girişti. Hakan Peker söz konusu olunca ciddi olamıyorum, ne yapabilirim? Yine de az sonra dinleyeceğiniz şarkının hatrına kendimi biraz daha zorlamam gerekiyor. Bu güzide, yılların eskitemediği sanatçımızın üç tane adamakıllı şarkısını seçmeye kalksam ancak üç tane bulurum zaten. Diğer şarkıları kötü demiyorum, sadece adamakıllı üç şarkısı var diyorum. Bunlardan birine "90'lı yıllar"ın eski bölümlerinde yer vermiştim. Bu bölümdeki ile birlikte iki ediyor. Üçüncüsü için söz hakkını Hayrettin Demirbaş'a verelim:

-Kısfmet!

Uzatmayalım... "Günahlar" Hakan Peker'in en başarılı işlerinden biridir. Öyle ya o her ne kadar "Günahlar" diye inlese de sevap gibi şarkıdır. Yaradana yaklaştırır, sevdiceğe sitem ettirir. İki tek attırmışlığı da vardır. To make the long story short... Hakan abi diyor ki: Masum değiliz hiçbirimiz. Sezen Aksu bile...

Öeh!

Keyfini sürün efendim...